• Kategoriler
>> Eglenin.Net
>> AnaSayfa
>> Sohbet Odaları
>> Fıkralar
>> Oyun Oyna
>> Hobby
Asker Hikayeleri (14)
Aşk Hikayeleri (22)
Çocuk Hikayeleri (30)
Diğer Hikayeler (0)
Dini Hikayeler (22)
Dostluk Hikayeleri (27)
Efsaneler (37)
Gerçek Hikayeler (27)
Komik Hikayeler (29)
Korku Hikayeleri (0)
Mektuplar (9)
Sevgi Hikayeleri (4)
Türkü Hikayeleri (9)
Yahudi Hikayeleri (20)
Yaşanmış Hikayeler (30)
Şeytan Hikayeleri (20)
|
| aynalı teke |
İnsan nereden başlaması gerektiğini bilemiyor bizim oralarda yaşayan herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı bu hikayeyi anlatmaya...
Küçüklüğümüzde gizli gizli anlatırdı abilerimiz ablalarımız biraz korku biraz merak içinde ama hiç bıkmadan hep aynı heyecanla dinlerdik her seferinde...
Bizim oralarda bir kız gelin gideceği zaman düğün günü sabahı bir oğlak kesilir evinin önünde abileri tarafından kızın ve akşamına düğün yemeğine o oğlak eti pişirilir...Gelinlik çağa gelmiş her kız bilir bu adeti ve bir oğlak bulunur evlerinde...Eğer bir kızın oğlağı varsa ve her sabah en taze dalları getirip dağlardan ve salına salına geçerek köy meydanından götürüyorsa evine...Eh işte anlayın belli ki kocaya varmaya niyetlidir.
Hanifenin hikayeside tam burada başlıyor köy delikanlılarının Aynalı dedikleri Hanife...Bahtı kara diye köy kızlarının adını anmaya korktukları Hanife...
Hanife köyün en güzel kızlarındanmış öyle güzelmiş ki köyümüzde ondan güzel bir gelinlik kız daha çıktığına bugüne dek şahit olan olmamış...Aynalı denmesinin sebebi kendide bilirmiş güzelliğini ve cebinde hep bir ayna taşırmış diğer kızlara nazire erkeklere de cilve olsun diye...Her sabah kalkar kalkmaz oğlağına en taze dalları kesmeye gidermiş Hanife dönüşte yükünü omzundan bırakırmış köy çeşmesinin başında yüzünü yıkar ve sonra çıkarırmış aynasını seyredermiş kendisini...Köyümüzün oğlanları Hanife yüzünden işte güçten kalırlarmış hep; akşam analar kızarmış oğlanlara eğer işler yapılmadıysa o gün çünkü bilirlermiş Hanife'nin yolunun gözlendiğini.Oğlanlar yaklaşmaya korkarlarmış Hanife'ye çünkü öyle bir terslermiş ki ağzını açıpda bir laf edeni sonrasında yüzü kalmazmış köy meydanında dolaşmaya o garibin.
İsteyeni çokmuş Hanife'nin hatta civar köylerden kasabadan bile gelirlermiş Hanife'yi istemeye.Babası her seferinde daha oğlak büyümedi dermiş hele bir büyüsün...Bunun manası bizim buralarda kızımız gelinlik çağda değil demektir aslında bu beğenmedik sizleri demenin kibar bir söylenişinden öte bir şey değildir ya neyse...
Hanife canı gibi baktığı oğlağını her sabah besledikten sonra ne yapar ne eder bir güzel yıkarmış istermiş ki oğlağıda kendi gibi güzel olsun..Öyle de severmişki Hanifeyi oğlağı hep peşinden gider komşuya gitse ardından bağırırmış...
Göze gelen nazara gelir elbette Hanife'de göze gelmiş bir gün civar köylerden bir zengin ağa göz koymuş bizim köyün Hanifesine...Öyle sevdalanmış ki dünür üstüne dünür yollamış evlerine babası her seferinde oğlak küçüktür der geri çevirirmiş ama ağa bu vazgeçmek nedir bilir mi?Korkmasa köyün delikanlılarından kaçırtacak kızı ama bilir ki sağ komazlar kendini ne yapsın ağa dünür yollamaktan gayri...Her dünür gelişinde bir korku salarmış Hanife'yi istemezmiş o yaşı geçmiş üç karılı ağayı Hanife ağlar dururmuş o vakit ve babası kıyamazmış kızına...Lakin günlerden bir gün Ağa öyle bir servet yığmışki Hanifenin babasının önüne ne yapacağını şaşırmış ev ahalisi Hanifenin abileri ablaları tutturmuş verelim kardeşimizi diye.Eh ne de olsa bir ömür boyu zenginlik içinde yaşayacaklar köyde.Hanife çok ağlamış kıyamamış babası ama ne etsin cümle akraba bu servet kaçmaz diye gözünü boyamış babasının....ve sözlemişler Hanifeyi bir gece
Hanife ne aynalara bakabilmiş bir daha ne dolaşmış köy meydanında salına salına.Ağlamış sızlamış ama ne fayda...
Düğün sabahı vardıklarında oğlağını kesmeye abileri işte o bıçağın boğaza uzandığı an herkesin önünde atlamış bıçağın önüne ortalık kan gölüne dönmüş.O an Hanife oracıkta can vermiş tüm köyü saran o bağırtılar arasında kaçmış gitmiş Hanife'nin oğlağı...
O Hanife'nin elleriyle beslediği oğlak dağlarda yaşar olmuş kimse dokunamamış ona bu olaydan sonra.Herkes korkmuş bu sonradan yaban olanla çevresine kattığı dağ keçileriyle yaşar olmuş Aynalı...Evet Aynalı demiş ona bizim buranın insanı dağa çıkanlara sorulur olmuş Aynalı...
Hanife'nin ve Aynalı'nın hikayesi dert olmuş anaların babaların yüreğine çünkü ne zaman kız evlendirmeye kalksalar kızlar korkutmuş anaları babaları...Verirseniz beni o adama atarım kendimi bıçağın önüne hele Ağa o vakitten sonra kız isteyemez olmuş, babalar o Ağaya bizim oğlak Aynalı gibi olmasın demişler...
Aynalı bir teke olmuş ama hep bir oğlak kadar çevik dolaşmış dağları ta ki bir gün peşine düşen Ağayla karşılaşana kadar...Ağa namus meselesi yapmış bu tekeyi öldürmeyi kendine niyeti öldürüp bırakmakmış köyün orta yerine duydukça bunu köyün delikanlıları kahrolurlarmış ama ne çare ağa aldı mı eline çifteyi ne yapsın Aynalı Teke
Ağa aylarca dağ tepe aramış Aynalı'yı bulmuş ve vurmuş sürüden başkalarını ama hep kaçmış Aynalı
Ama bir gün gelmiş karşı karşıya gelmişler ağayla Aynalı, Ağa bastıkça çiftedeki kurşunları Aynalı bir o taşa sekmiş bir bu taşa ve ağanın kurşunu kalmayınca vurmuş boynuzlarını ağanın üstüne
İşte o gün Ağanın cesedini getirip atmışlar köy meydanına ormancılar ve şöyle demişler bir sürü teke ölüsü vardı civarda ama Aynalı yine o dağın başında tek başına dikilip duruyordu...
O günden beri Aynalı efsane olmuştur bizim buralarda etrafındaki tekelerin periler olduğuna inanılır koruduğunu düşünürler Aynalıyı...Aynalı hala yaşar görenler olur arada sırada bir tekenin kaç yıl ömrü var bilmem ama Aynalı'nın hikayesini benim çocuklarımda bilecek torunlarımda ve çok isterlerse görmeyi çıkarlarsa dağın başına görecekler Aynalıyı her daim... |
| Okunma: 200 |
|